11 Temmuz 2008 Cuma

The Young and the Restless...

"Yalan Rüzgârı (İngilizce: The Young and the Restless) Amerikan yapımı bir pembe dizidir. İlk olarak 26 Mart 1973 tarihinde Amerikan televizyon kanalı CBS'de yayınlanmaya başlamıştır. Dizi Türkiye'de de yayınlanmış olup, yayınlanğı yıllarda TRT 2 gösterilmiştir.
Dizinin hikâyesi Lee Phillip Bell ve William J. Bell tarafından kaleme alınmıştır. İlk yayın tarihinden bu yana pek çok kişi ve olayın gelip geçtiği dizi hâlâ çekilmektedir. Temmuz 2007 itibarıyla 8.673 bölümü çekilmiştir. Yayınlanmış olduğu süre boyunca pek çok TV ödülünün de sahibi olmuştur. Yaklaşık 6 milyon seyirci hafta içi her gün saat 12:30 yerel saati ile bu diziyi takip etmektedir. Dizi kendi arasında 3 ana evreye ayrılmaktadır. Ekim 2008'de dizinin 9000. bölümü yayına girecektir."
Not: Vikipedia 'dan alıntıdır...


Tın,tın,tın,tın diye başlayan yaklaşık Türkiye nüfusunun %60 ını esareti altına alan (geri kalan %40'ı kundaktaki bebek, çalışan anne ve babalar, tv seyretmeyenlerden oluşan pay) belki de çocukluğumuzdan kalan unutamadığımız nadir bir kaç enstantaneden biridir Yalan Rüzgarı. Unutmamız mümkün mü? Hayatımın yaklaşık 15 yılı her akşamüstü onu seyretmekle, belki de seyrettirilmekle geçti. Annem, anneannem, yengem... Evlerimiz birbirine yakındı ve bu 3 evin hangisinde olursanız olun tvlerde hep aynı yüzleri görürdünüz. Anneannem rahmetlik Cek başlıycak aç televizyonu hemen derdi kaçırmaktan korkarak. Nedense dayıcımda (Kulakları çınlasın çok özledim be ya) sırf Cek için seyrediyorum derdi. Zaten Cek değişince artık seyretmez olmuştu tezini doğrularcasına. Bunları nedenmi yazıyorum. Çünkü nadirde olsa uyanık kaldığım sabahlardan birinde tv seyredeyim diye açtığımda Show Tv den birden tanıdık simalar fışkırmaya başladı. 10 dk sonra o müzik tın,tın,tın,tın (çünkü Yalan Rüzgarının öyle bir adeti vardı diziye başlardınız 15 dk. sonra girerdi jenerik müziği. Başlarda zannederdik ki bitti. Meğerse onun raconu öyleymiş sonradan alıştık.) Neredeyse hepsine sarılasım geldi çocukluğumdan çıkıp gelmişler gibi. Sanki anneannemi, yengemi, mahallemi, kayısı ağacını ve üzerinde oturup sağı solu kestiğim demir kapıyıda görecekmişim birazdan gibi geldi. İçim bir tuhaf oldu. Sonra Esmamın içerden uyandığını belli eden sesler çıkarmasıyla birlikte 2008'e dönmem çok uzun sürmedi tabii. Şimdi arasıra uyanık kalınca seyrediyorum. Sanki herşey aynı. Sadece bizim bildiğimiz karakterlerin çocukları vede torunları oynuyor başrollerde ama konular aynı. Emin olun hiç yabancılık çekmedim. İzleyin sizde çekmeyeceksiniz.

3 yorum:

Ayşenur Ekol dedi ki...

aman aman benim ikinci ailemdi bunlar ya ilk seyrettiğim hatta seyretmek zorunda kaldığım pembe dizi:)))

seda ekol dedi ki...

"Cek başlıycak ya da Nina başlayacak aç çabuk" derdi rahmetli anneannem. Ben de sinir olurdum.Jenerikte kim çıkarsa o gün o çıkacak dizide sanıyordum bir aralar. Bir kış günü annem hastaydı, attığımız kanepe vardı ya, onun üzerinde yatıyordu annem, o zaman başlamıştı Yalan Rüzgarı. Yıllar boyu başbelası olacağını ne bilirdim ki. Abla bir de kabus gibi bir Pazar 89,90,91...furyası vardı ona da bir el atalım:)

eren ekol dedi ki...

benim tercihim titanik.o acayip geminin içinde yaşanan o dev aşk.gerçektende titanik içinde yaşanan aşk kadar devasa