24 Eylül 2011 Cumartesi

Merhabalaaaaaaaar :)

Uzuuuuun bir zaman geçti aradan buraya birşeyler yazmayalı. 7 ay gibi bir zaman. Çok şey değişti bu zaman zarfında. Taşınmaydı, doğum telaşıydı derken doğru düzgün fırsat bulamadım oturup birşeyler yazmaya. Rabbim nasip etti 2. ye anne oldum. 6 Haziranda oğlumu kucağıma aldım çok şükür. Şimdi neredeyse 4. ayını doldurmak üzere. Epey gelgitler yaşamıştım nasıl olur, sevebilirmiyim diye. Çünkü Esmama vermiştim bütün sevgimi sanki başka sevgi kalmamıştı 2. bir çocuğa. Esmama ihanet ediyorum gibi gelmişti. Fakat hiçte öyle değilmiş. 5 tanede olsa hepside ayrı sevilirmiş ve evlat hiç ayırdedilmezmiş bunu da öğrenmiş oldum. Rabbim isteyen herkesede versin inşallah.

12 Şubat 2011 Cumartesi

Küçük Oğlum...


10 Şubat itibariyle öğrendik artık. Bir oğlumuz oluyor hayırlısıyla. Şimdi 5 aylık. Haziran ortasında doğacak inşallah. Herkesten bolbol dua bekliyorum.

11 Şubat 2005' ten bugüne bir aşk hikayesi...

Soğuk bir kış akşamı. Genç bir kız işten çıkar. Kitapçıya gidecektir bir şiir kitabı almak için. Aslında pek şiir sevmez ama sanki aşık olmak üzeredir yüzyüze hiç görüşmediği, sadece resmini gördüğü ve telefondan sesini duyduğu ve msnden yazıştığı birine. Aslında onu görmeyi çok istiyordur ama aynı zamanda da cesaret edemiyordur. Msni kapatırken kader ağlarını örecek ya yanlışlıkla ağzından kaçırıvermiştir hangi kitapevine gideceğini ve hiç bunun farkında değildir. Kitapçıya girer ama kitabı bulamaz evine doğru yollanır...
Aynı anda genç bir adamda işten çıkar. Evinin yolunu tutar. Minibüse biner, parasını verir. Tam minibüs hareket etmek üzereyken jeton düşer. Hadi ya der senin ne işin var burada olman gerek şu an seninde o kitapçıda. Apar topar iner minibüsten koşturur kitapçıya sadece resmini gördüğü o kıza. Birini görür benzetir. Gider arkasından kız şöyle bir yan döner. Araba ışıkları vurur yüzüne. Ama o değildir. Geriye döner yine zıt yöndeki kitapçıya. Sonra tam karşı kaldırımda birini görür ve evet der işte bu o...
O sırada genç kızın telefonu çalar. Telefondaki ses der ki: " Biraz yavaş git yetişemiyorum."... Genç kız çok hayecanlanır, kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlar. Ve ayaklarıda aynı şekilde kalbine yetişebilmek için başlar depar atmaya. Ama ne mümkün 15 sn. sonra yetişir o genç adam ona o meşhur çınar ağacının altında. Ve böylece başlar 6 yıllık aşk hikayesi. O gün gözler buluşur ilk defa yıldırım aşkıyla. Elektrik akar gözlerden kalplere doğru bilmem kaç bin kilowatt hızla...
Bugün 4,5 yıllık evlidir o genç kızla, o genç adam. Hala ilk günkü aşk kalplerinde, ilk günkü heyecan. 11 Şubattır onların Sevgili Olma Günleri. Çünkü o gün bugündür sevgililerdir.Aşklarının meyvesi kızları vardır birtane. İkinci aşk meyveside bir oğlandır oda doğacak yaza nasipse...

1 Şubat 2011 Salı

Canım Kızım İyi ki Doğdun. İyi ki Varsın...


Hayatımıza gireli, bizi ve yaşantımızı değiştireli 3 koca yıl geçti. Bizi hiç üzmeyen, akıllı yavrum benim. Rabbim sağlık, sıhhat, başarı ve mutluluklarla dolu çooooooook uzuuuuun bir ömür nasip etsin ve tabii kardeşine ve cümle Ümmeti Muhammed evladınada. Seni çok seviyoruz. Sen bizim ilk göz ağrımız, canımızsın. Sen başkasın:)

22 Ocak 2011 Cumartesi

Arkadaş (sızlık)...

Belki de bu dünyada eksikliğini çektiğim tek şey bir arkadaş, bir dost... Habersiz gelebilecek, habersiz gidebileceğim, arkamdan konuşmayacak, evim dağınık olduğunda ayıplamayacak, bir derdim olduğunda düşünmeden dertleşebileceğim, karşısında ağlayabileceğim, beni anlayacak... Ama yok maalesef... Dertleşebileceğim ve beni anlayabilecek hiç kimsem... Buda benim kaderim herhalde...

31 Aralık 2010 Cuma

Mutlu Yıllar...


Eveeeet 2010'da bitti işte. Eşimle geçen hesapladık. 6 yeni yıla beraber girmişiz. 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve nasipse bugünde 2011'e beraber gireceğiz. 2008'e 3 kişi girdik, 2011 'e de 4 kişi giriyoruz hayırlısıyla. Rabbim sağlık, sıhhat verdikten sonra zaman su gibi akıp geçiyor işte.


Herkese mutluluk, sağlık, neşe, bol kazanç ve bolbol da huzur diliyorum. Gülen yüzlerimiz hiç solmasın inşallah.

10 Aralık 2010 Cuma

Eveeet Yeni Bir Haberle Ben Geldim...


Ekim ayının ortalarına doğru midemden çok rahatsızlandım. Sabahları aç karna kahve, boş mideye aerobik arası soğuk su derken midemi üşüttüğümü zannetmiştim. Fakat durum hiçte sandığım gibi çıkmadı. Ben midemden dolayı kıvranıyorum zannederken meğerse Esmama bir kardeş çıkmış yolada haberim bile olmamış. Haberim olduğunda 6 haftalık olmuştu bile. Şu an 12. haftayı tamamladım. Birkaç gündür midemde düzeldi bakalım. 5 kg verdim bu arada. Bir yandanda iyi oldu. Ama tam anlamıyla anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Yanma, bulantı, şişkinlik, hazımsızlık yani midesel ne kadar sorun varsa hepsini yaşadım. Esmamda hiç böyle olmamıştı. İlk başlarda sabahları hafif bulantım oluyordu. Son zamanlardada yemek sonraları hafif midemde yanma. Ama bu maşallah elinden geleni ardına koymadı. Olsun sonu iyi olsunda. Sağlıklı, sıhhatli, aklı başında, eli ayağı düzgün olsunda gerisi önemli değil. Çünkü her sıkıntı geçiyor, unutuluyor. Yani durum bundan ibaret. Şimdi merakla cinsiyet beklemekteyiz. Hayırlısı bakalım. Ben ve Esmam kız diyoruz, babamızsa erkek. Hangimizin hisleri doğru çıkacak bakalım...